Toprak Su Enerji

Anasayfa
ILISU BARAJI’na Karşı Çıkış Nedenleri Üzerine Bir Değerlendirme !

Son günlerde Ilısu Barajına Kredi verecek olan üçlü konsorsiyumun bu krediyi vermeyeceğini açıklaması üzerine tekrar gündemin ön sıralarına çıkan Ilısu Barajının yapılmaması gerektiği konusundaki değerlendirmeler de arttı. Aslında Ilısu Barajının yapılıp yapılmaması konusunda doğrudan bir değerlendirme yapmadan önce bu konuda yapılan değerlendirmelerin ele alınması daha anlamlı olacaktır.

Çeşitli çevreler Ilısu Barajı’nın yapımına uzun dönemdir aralarında tarihi ve kültürel mirasın korunması argümanının da yer aldığı bazı teknik,sosyolojik,sosyo ekonomik,nedenler de ileri sürerek karşı çıkmaktadır.Bu kampanya uluslararası boyuta da taşınmıştır. Ancak konu biraz detaylı olarak araştırıldığında, Ilısu Barajı’na bugüne kadar çeşitli çevrelerin karşı çıkış argümanları arasında “Tarihi ve Kültürel Mirasın sular altında kalması “ nın dışında ileri sürülen tüm nedenlerin konuyu yeterince incelemeden ileri sürülen veya bilinçli olarak kullanılan nedenler olduğu görülecektir.

Aslında Ilısu Barajına karşı ileri sürülen diğer nedenler, kampanya yürütücülerin kendi savunularının da zayıflamasına neden olmasına rağmen bu iddialar uzman kişi kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan teknik ,sosyolojik veri,rapor ve araştırmaların yeterince açıklanmaması nedeniyle süregelmiştir.

Irak da Karşı Çıktı

Tüm bu karşı duruşların yanı sıra Kredi anlaşmasının iptalinden bir gün önce Irak Hükümet Sözcüsünün Ilısu Barajına teknik olarak karşı oldukları açıklaması da gelmiştir.Bu yılın temmuz ayının başında Ali el-dabbagh gazetecilere “Ilısu Barajı’nı İnşa etmek nehri ve çiftçileri etkileyecek .Irak Hükümeti projeyi destekleyen ülkelerden bu desteği durdurmalarını talep ediyor” demiştir. Ülke içindeki teknik, sosoyolojik,sosyo-ekonomik karşı duruş nedenlerine ülke dışından da bir teknik olarak karşı duruş eklenmiştir.Bu açıklama Ilısu Barajına uluslararası kredi desteğinin durdurulduğu açıklamasından sadece bir gün önceye rastlamıştır.

Alında ülke içindeki karşı çıkma argümanlarının çoğu gibi Irak’ın da Ilısu’ya Teknik olarak neden karşı olduğu anlaşılamamıştır.

Karşı Çıkma Nedeni Gerçekçi Mi !

Bir mansap ülkesinin kendisi için önemli bir nehrin akış yukarısındaki bir baraja karşı olmasının çeşitli politik, hidropolitik, hidrostratejik nedenleri olabilir. Ancak teknik olarak karşı olabilmek için bu baraj yapıldığında toplanacak suyun bir bölümünün sulama için kullanılması ve aşağıya bırakılacak olan suyun azalması ve bu barajın rezervuarının doldurulması sırasında ülkenin çok büyük ve telafisi imkansız kayıplara uğrayacak olması gerekir

Ancak Ilısu Barajı’nın sulama amacı olmayacağı için barajda depolanan su buharlaşma kaybı hariç (Sınır ötesindeki barajların yaklaşık üçte biri) herhangi bir kayıp olmadan türbinlerden geçirilerek nehir yatağına verilecektir.Barajda su depolanmasının ilkbahar ve sonbahardaki mevsimsel doğal akış özelliklerinin değişeceği iddiaları ise gerçek dışıdır. Barajda toplanan su

Barajdan planlanan enerjiyi üretebilmek için günlük ortalama 550 m3/s lik debinin salınacağı hesaplanmıştır.Bu debi baraj yerinin günlük ortalama debisi olan 490 m3/s den daha fazladır.Ülkemizin enerji ihtiyacı göz önüne alındığında bu türbinler en büyük kapasite ile sürekli çalıştırılmak zorunda kalınacaktır. Bu durumda nehir yatağına yaz kış düzenli bir debinin bırakılması sözkonusu olacaktır. Bu nedenle Ilısu Barajı yaz aylarında nehirde azalan su miktarından çok daha fazla su bırakarak sorun yaratıcı değil sorun çözücü bir işlev üstlenecektir.
Diğer taraftan kurak geçen son dönemden dolayı bu sene Irak’ın daha fazla su bırakılması talebi olmuştur. Bu talep daha Ilısu barajı yapılmadan gerçekleşmiştir.Bunun anlamı bu gibi taleplerin ancak Dicle nehri’nin çok değişken doğal mevsimsel akış özelliklerinin bir Baraj tarafından düzenlenmesiyle karşılanabileceğidir.
Özet olarak Dicle sularının yeni yapılacak Ilısu Barajında düzenlenerek Irak’a verilmesi Irak için nisbi bir rahatlama sağlayacaktır.Bu da bu baraja teknik olarak karşı çıkmayı anlamsız kılmaktadır.

Ilısu Barajı’nın dolması süresince ortaya çıkabilecek su sıkıntısı ise kısa dönemli bir sıkıntı olacaktır. Çünkü yapılan çalışmalarda dolum süresi ortalama yağışlı bir yıl için doldurmanın başlayacağı aya bağlı olarak 6-10 ay arasında değişmektedir. Bu da göreceli olarak kısa bir süre olup olumsuz etkileri en aza indirilebilir

Çünkü Irak Türkiye sınırının hemen 65 km aşağısında 1984 yılında yapılan 126 m yüksekliğinde Musul(Saddam) Barajı bulunmaktadır. Bu barajın toplam depolama hacmi 11.1 milyar m3 olup Ilısu Barajı’nın toplam hacminden yaklaşık 750 000 m3 daha büyüktür.Bu durumda Ilısu’nın doldurulması öncesinde bu barajda biriktirilecek su planlı bir şekilde kullanılarak bu dönem en az sıkıntılı bir şekilde geçirilebilir.

Karşı Çıkışın En Gerçekçi Argümanı: Hasankeyf

Yeniden Ilısu Barajına karşı çıkış nedenlerine ve bunlarla ilgili özet açıklamalara dönersek;

İleri sürüldüğü gibi;

  • Baraj projesi eski değildir.Bu barajın planlaması sürekli revize edilmiştir

  • Barajdan üretilecek enerjinin bir bölümü yörede kullanılabilir . Ancak bu bir planlama konusu olup buradan üretilecek enerjinin diğerlerinde olduğu gibi enterkonnekte sisteme verilmesi planlanmıştır.

  • Baraj gölü altında kalacak bölgedeki yerleşim birimleri için diğer büyük baraj projelerinde olduğu gibi Yeniden Yerleşim Planı doğrultusunda çalışmalar yapılmaktadır

  • DSİ Genel Müdürlüğü barajın kurulacağı yer için 11 ayrı alternatif üzerinde çalışma yapmıştır

  • Bu barajdan yılda elde edilebilecek ortalama 3,83 milyar kwh lik enerji’nin, diğer enerji kaynakları ile özellikle pik saatlerdeki talebi karşılamak üzere kolayca ve rantabl bir şekilde üretilebilmesi zordur.

  • Ilısu Barajı ülkemizin enerji ihtiyaçları açısından rantablitesi yüksek bir barajdır. Bunun yanısıra stratejik açıdan Dicle Nehri’nin anahtar barajı olma özelliğine sahip bir barajdır.Ilısu Barajı Dicle Havzasının sigortasıdır.

Tüm bu açıklamalardan sonra karşı çıkışın en gerçekçi argümanı Hasankeyf ve Çevresi olarak kalmaktadır.

Sonuç Olarak

Büyük barajlarımız yapılırken, sadece teknik,ekonomik ve finansal yapılabilirliğin değerlendirilmesini, tarihi kültürel ve doğal mirasın ise göz ardı edilmesini bir kural olarak kabul etmek mümkün değildir.

Bu kapsamda Ilısu Barajı göl alanı içinde kalacak Hasankeyf ve çevresi için oluşan duyarlılığın yanlış olduğunu ileri sürmek de mümkün değildir.Ancak bu tarihi ve kültürel mirası koruma çabalarına barajın diğer olumlu özelliklerini de olumsuz gibi göstererek tümüyle karşı bir kampanya başlatılması doğru değildir.


Ilısu Barajı karşıtlığı zaman zaman büyük baraj karşıtlığı ile de birleştirilerek alan genişletilmiş ve böylece asıl duyarlılık noktasının daha akılcı bir şekilde ele alınıp tartışılmasından uzaklaşılmıştır.

Sonuç olarak Ilısu Barajı konusunda bir ulusal ve uluslararası duyarlılık yaratılmıştır. Ancak bu konu ve bu alandaki karşı çıkışlar neden ve sonuçları ile kamuoyu önünde gerçek boyutları ile tartışılamamıştır. Aslında bu durumun işin sonunda tarihi ve kültürel mirasın korunması çabalarına da zarar verdiği görülecektir.

Ilısu Barajı’na karşı çıkışın en gerçekçi ve temel argümanı Hasankeyf ve çevresindeki tarihsel mirastır. Bu durum ne yadsınabilir ne de yadırganabilir. Ancak ulusal ve uluslararası alanda yazılan ve yapılanlarda bu barajı tümüyle kötülemeye yönelik asılsız iddialar da kullanılmıştır.

Bu durum Ilısu Barajı’na karşı duruşun, asılsız iddialarla daha geniş bir alana,hatta büyük barajların yapımı karşıtlığına kadar uzanan bir alana yayıldığını göstermesi açısından dikkatle incelenmesi gereken bir tablo ortaya çıkartmıştır.

Bu tablo’ya dikkatli bakıldığında sadece tarihi ve kültürel mirasın korunmasına yönelik bir hassasiyetin dışında bazı izlere de rastlanmaktadır.

Ilısu Barajı’na karşı olurken konuya samimi olarak sadece Tarihi ve Kültürel Mirasın korunması açısından bakanların görüşlerine saygı duymak gerekir

Bunun karşısında Barajın Teknik,Ekonomik Sosyal,Stratejik ve Hidropolitik fizibilitesini detaylı bir şekilde inceleyip değerlendirip yapılması gerektiğini savunanlara da aynı saygı duyulmalıdır.

Saygı duyulmaması gerekenler ise; bu süreçte bilgi sahibi olmadıkları bir konuda fikir sahibi olarak Radikal bir karşı duruşun bayraktarlığını yapanlardır.

Ilısu Barajı yapılmaz ise Türkiye kaybedecektir,

Ancak uluslararası bir destekle oluşturulan bugünkü Tablo doğru okunamadıkça Türkiye birçok açıdan daha çok kaybedecektir.





 

Paylaş

USİAD Bildiren Dergisi

Reklam

Raporlar

Reklam

Kitaplar

Reklam